Konya

                   Konya İç Anadolu bölgesinde, 38.183 km²’lik yüz ölçümü ile coğrafi açıdan Türkiye’nin en büyük ilidir. Platolar , güney, güneydoğu ve güney batıdaki dağlarla çevrili olan, ülkemizin  tahıl ambarı olarak adlandırılan Konya  Türkiye’nin en verimli topraklarına sahiptir.

Buğday, şekerpancarı, arpa, patates, nohut, soğan, yulaf, çavdar, mercimek, ayçiçeği, üzüm, elma, domates, kavun, salatalık, havuç, armut, lahana, karpuz, pırasa, sakız kabağı, fasulye, kiraz, ıspanak üretimi yapılır.

Konya;  Hitit, Frig, Lidya, Grek, Roma, Bizans gibi ülkelerin sınırları içerisinde önemli bir merkez olarak yer almıştır. 1071 de Anadolu’yu Türklere açan Malazgirt savaşı sonrasında Kutalmış oğlu Süleyman Bey 1074 de Konya’yı almış, 1076 da Selçuklu Devleti’nin başkenti yapmıştır. Anadolu Selçukluların uzun zaman başkenti olan Konya, devamlı savaşlar görmüş, en son 1466 da Osmanlı Topraklarına katılarak günümüze gelmiştir.

Konya Yemek Kültürü

Selçuklu Devleti başkenti olan Konya’da her türlü görüşün ifade edildiği ve hoş görüldüğü her döneme ait olan filozof ve düşünürlerine de ev sahipliği yapmasıyla aynı zamanda düşünsel anlamda kültür mozaiği oluşan önemli bir kültür ve sanat merkezi olması, ; inşa ettikleri saray, medrese, han, hamam, imarethanelerle ve bıraktığı birçok kurum ve kuruluşları kendinden sonraki devletlere özellikle Osmanlı Devleti’ne örnek oluşturmuştur.

Konya Mutfağı ise bu kurumları içerisinde olup, kültür mozaiğinden oldukça etkilenmiş,Selçuklu Saraylarında gelişip Mesnevi kültürü ile yoğrularak bu günkü zenginliği ile Klasik Türk Mutfağı` nın temellerini oluşturmuştur.

Konya Mutfağının şekillenmesinde Mevlevi Mutfağının rolü büyüktür, dünyada adına yaptırılan ilk aşçı olarak bilinen Ateş-baz-ı Veli türbesi Konya’nın Meram ilçesinde bulunmaktadır.

Cumhuriyet Döneminde Konya Yemekleri ile ilgili yayınlar görülmeye başlamış, Konya Mutfağı’nın güzelliği şairlere ilham vermiştir. En güzel örneği ise Bülbül Hoca lakaplı Konyalı Şerife Hanım, o döneme ait Konya yemeklerinin isimlerini aşağıdaki şiirle bizlere bırakmıştır.

 


YEMEK DESTAN 

I 

                  Konya Mutfağında doğumdan ölüme her türlü olay ve geçiş dönemlerinde yemek sunumu yapılır. Özel düğün ve davetlerde ise DAVET yemekleri verilir. Selçuklu’dan gelen anlamlı ve özel sunumlar sergilenir.

Aşçı Takımı

Bin kişiden fazla kalabalık törenler için yapılan organizasyondur.Aşçı gayıdı, Pilav, Pilav Dökme gibi adlarda alır. Bu davette 1.tertip Çorba, Ortalı Pilav ve Tatlıdan sonra 2.tertip öncesi ekşili Bamya çorbası ikram edilir ve yemek yeniden başlar, 2.tertipte sırasıyla Pilav, Zerde ve Söz Kesen Olarak Adlandırılan Hoşaf İle Biter.

Kara Yemek Takımı

Yüz kişiden az sayıda ve seçkin konuklar için hazırlanır.Kara Yemek takımında her yiyecek maddesi 3 kez sofraya gelir. Tutmaç veya Pirinç Çorbası,Bütümetli Patlıcan,Su Böreği, Baklava veya Kaygana,Ekşili Bamya Çorbası ( Hazıma iyi geliyor)Etli Dolma Çeşidi, Sütlaç,Karnıyarık,Pilav ve söz kesen Hoşaf gibi. Konuklar hoşafı gördüğünde başka yemek gelmeyeceğini anlar.

Çebiç Asma daveti, Komşu Kaldırması, Gece Arabaşı ve Helva Sofraları, Çetnevir, Soğukluk  gibi yemek sunumlarının yanı sıra gece yatmadan önce verilen  Yat Geber   diye adlandırılan geleneksel öğünlerle zengin ikramları bulunuyor.

Ayrıca çocuklar için de Mevlit Kandilinde özel uygulama olan ŞİVLİLİK geleneği de bulunuyor. Çocuklar o gün geri çevrilmiyor ve çerez, meyve gibi hediyeler veriliyor.

Konya Mutfağında doğumdan ölüme her türlü ağırlamaya Davet deniliyor. Bu Davetlerde  Kara Yemek Takımı, Aşçı Takımı kullanılır. Çebiç Asma daveti, Komşu Kaldırması, Gece Arabaşı ve Helva Sofraları, Çetnevir, Soğukluk  gibi yemek sunumlarının yanı sıra gece yatmadan önce verilen  Yat Geber   diye adlandırılan öğünlerle zengin ikramları bulunuyor.

Ayrıca çocuklar için de Mevlit Kandilinde uygulanan ŞİVLİLİK geleneği de bulunuyor. Çocuklar o gün geri çevrilmiyor ve çerez, meyve gibi hediyeler veriliyor.
 

KONYA'DAN GÖRÜNÜMLER


Konya
Konya
 

EREĞLİ

Ereğli adını; Bizans İmparatoru Herakliyüs adı ise Yunan mitolojisinde yarı tanrılaşmış bir kahraman olan Herakles`ten gelmektedir. “Herakliyüs” kelimesi zaman içinde Türkçe'nin ses yapısına uygun olarak; Herakle > İrakle > Eregle.> Eregli.> Eregliyye > EREĞLİ şeklini almıştır. Evliya ÇELEBİ SEYAHATNAME sinde ise Alaattin KEYKUBAT ' ın Ereğli` den bir sefer dönüşü geçerken Peygamber Pınarı denilen (şu anda Akhüyük köyünde bulunan) çamurun yaralı askerlerinin yaralarına şifa olduğundan dolayı buraya ERKİLİ (Ereğli ) dediği için adini buradan aldığı yazılır.

Ereğli İç Anadolu ile Çukurova arasında geçit bölgesinde bulunduğu için pek çok devletin egemenliğine geçmiş, tarihte önemli savaşların merkezi ve geçit güzergahı olmuştur. Anadolu’da M.Ö. 3000 ve 2000 yıllarında bir çok şehir devleti kurulmuştur. Önce Hititler tarafından kurulan Tuvana Krallığı (Tyana–Heraklia) da bu şehir devletlerinden biri olup, 1200-742 yılları arasında merkezi Ereğli olmak üzere hüküm sürmüştür. Bu krallıktan günümüze Kral Warpalavas‘a ait İvriz Köyü (Aydınkent) kaya kabartması kalmıştır. Tuvana Krallığı’nın yıkılmasından sonra Asurluların egemenliğine geçen Ereğli pek çok savaşa şahit olmuştur. Ereğli M.Ö. 64 yılında bütün Anadolu ile birlikte Romalıların eline geçmiş 395 yılında Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma (Bizanslılar) İmparatorluğunun sınırları içerisinde kalmıştır.

Arapların Doğu Roma İmparatoru Heraklius ‘u yendikleri Yermük .savaşından sonra Adana ve Tarsus ‘tan Toroslara kadar ilerleyen Hz.Ömer Bizans akınlarına karşılık İç Anadolu ‘ya yapılan akınlar sırasında Ereğli ‘nin gelirinin Beytül Mal’a gönderilmesini Bizans’a kabul ettirmiştir. Abbasi Devletinin zayıflamasıyla tekrar, Bizans hakimiyetine geçen Ereğli’yi Bizanslılar bir üst olarak kullanmışlardır.

Ereğli Malazgirt Savaşı’ndan altı yıl sonra (1077) Kutalmışoğlu Süleyman Şah .zamanında Anadolu Selçuklularının eline geçmiştir. Karamanoğlu Mehmet Bey, 1276 yılında Konya’yı alarak Karamanoğulları Beyliğini başkent yaptı ve Ereğli bu Beyliğe bağlanmış oldu.

1398‘de Osmanlı topraklarına katılmışsa da daha sonra ki zaman sürecinde Karamanoğulları ile Osmanoğullları arasında el değiştirmiştir . 1457 yılından itibaren kesintisiz olarak Osmanlı yönetimine girmiştir. Osmanlılar zamanında Ereğli ‘ye bir çok vakıf, camii, kervansaray, türbe yapılmıştır.

Ulu cami, Rüştem Paşa Kervansarayı, Şifa Hamamı kullanılmaktadır. Milli Mücadele döneminde Adana ve çevresini işgal eden Fransızlar, Akdenizi Anadolu'ya bağlayan yol üzerinde bulunan Ereğli‘yi işgal etmeyi planlamıştır. Ancak Ereğli Guvarnörlük‘üne yazılan bir mektubun Ereğli postanesinde ele geçirilmesiyle işgal planı anlaşılmış, Niğde’de bulunan 126 Alay Komutanı Alb. Rüştü Bey Ereğli‘de Kuva-i Milliye’yi kurmuş, Ereğli’yi işgale gelen bir Fransız Yüzbaşısı ve evrimdeki askerlere bu fırsatı vermemiştir. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Konya iline bağlı bir ilçe olarak örgütlenmiştir.


designed by: pusulaweb